Brexit ve Avrupa denklemi

Brexit ve Avrupa denklemi

Hepimizin yüz kaslarını kontrol etmekle uğraştığı can sıkıcı toplantılara katıldığı günler olmuştur. Şimdi kendinizi İşçi Partisi'nden bir başbakan gibi düşünüp bir sürü Liberal Demokratın oylama sistemleriyle ilgili yaptıkları tartışmaların ortasında düşünün.

1998'di ve ben doğrudan bahçenin arkasındaki duvar boyunca siyasi yardımcılar için ayrılmış koltuklardan birinde, Tony Blair'in tam karşısında oturuyordum. Güneş ışığı masayı aydınlatırken başbakan konuşmasında kendi ile mücadelede gibiydi.  

Gün sıcaktı ve tartışma, iki tarafın genel seçimde ortaklaşa yürüttüğü İngiliz anayasasında yapılan reformlar maddelerini kapsıyordu. Diğer bir konu ise Avrupa Parlamentosu (AP)'de yapılacak seçim yönteminin AP'ye sunulmasıydı. Seçimler bu yöntem ile gerçekleşmiş ardından sandalye dağılımı orantılı temsil ile ödüllendirilmişti.

Söz konusu oylama sistemi, 1878'de Belçikalı matematikçi Victor D'Hondt tarafından tasarlanmış bir matematik denklemiydi. Dönemin hükümet kabinesi bu sistemi sandalyelere dönüştürmek çalışmalar yapmış ve başarılı olmuşlardı.

D'Hondt'un denklemleri bir kez daha gündeme geliyor. 2016 yılında İngiltere Avrupa Birliği (AB)'den ayrılmak için Brexit referandumunda çoğunluk oyuna sahip olmasına rağmen, mayıs ayında AP seçimlerine gitmek zorunda kalacak.

İşte o gün Blair'i sıkan detaylar, şimdi İngiliz seçmenlerinin ana akım dışındaki birçok partide kırılma tehdidi taşıdığı anlamına geliyor. Ortaya çıkan yeni parti ve gruplar AB yanlısı partilerin önünü kesmeye yardımcı olabilir.

Seçmenlerin Muhafazakârlara veya İşçi Partisi'ne daha az bağlılık hissetmeleri için taze bir anayasa değişikliğine duyulan ihtiyaç fazlasıyla ironik.

İngiltere AB'den çıkmaya çalışırken, siyasi parti yelpazesinde daha "Avrupalı" bir görünüm almaya şimdiden başlamış durumda.

Kraliçe Mary Üniversitesi'nde siyaset profesörü olan Tim Bale, eğer İşçi Partisi'nin tutumu hala belirsiz ise ileride birçok sorunla karşı karşıya kalınmasının mümkün olduğunu kaydetti. Bale, "Yeni bir referandum fikri kötü gibi duruyor. Avrupa yanlıları ne kadar iyi olsalar da yüzde 52 bile değiller, büyüme oranın olduğu aşikâr ancak bu yüzde 48 seviyelerinin altında kalacak." ifadelerini kullandı.

Kaynak: Financial Times - Miranda Green