Boris Johnson kendi tuzağına mı düşüyor?

Boris Johnson kendi tuzağına mı düşüyor?

İngiltere'nin eski Başbakanı Theresa May, kendi tarafıyla bir pozisyona karar vermeden önce, Brexit için Avrupa Birliği (AB) görüşmelerine katılarak klasik bir müzakere hatası yaptı. Mevcut Başbakan Boris Johnson'ın şu anda, Avrupalılarla konuşmayı reddederek ana talebini yerine getirene kadar selefinden farklı bir senaryo izliyor. İrlanda ile söz konusu olan "Backstop"ı durdurmaya yönelik adımlar atarken katı duruşlar sergileyerek iki ülke arasında fiziki bir sınırın ortaya çıkmasına engel olmak istiyor. Bu sert tutumlar yeni bir felaketin kapılarını aralayabilir.

Böyle bir görüşmeye ön şartlar koymak neredeyse her zaman hatadır. Johnson, 31 Ekim'den önce hiçbir müzakere gerçekleşmeyeceği ihtimaliyle karşı karşıya kalacak.

Boris Johnson'ın bu konuda John Major tecrübelerinden faydalanması gerekecek. Major, 1994 yılında İrlanda'da şiddet olaylarının arttığı günlerde IRA örgütü ile müzakerelere başlamadan önce örgüte silahlarını bırakması koşulunu getirmişti.

Dönemin Kuzey İrlanda Bakanı Patrick Mayhew İrlanda'da IRA'nın siyasi kanadı olan Sinn Féin Partisi ile yaptığı müzakerelerde "bazı silahların fiilen kullanılmaması" gerektiği konusunda açıklamada bulundu ancak bu da reddedildi ve 1996'da IRA şiddete geri döndü.

Ardından süreç Amerika Birleşik Devletleri'nin konuya dahil olması ile tekrar başladı. ABD senatörü George Mitchell aracılığı ile Sinn Féin'in masaya tekrar oturabileceği bir müzakereyi İngiltere hükümeti kabul etmek zorunda kaldı. Bu olay bir barış müzakeresi olamazdı.

Johnson, çok farklı türde bir müzakere ortağı olsa bile, kendine benzer bir tuzak kurdu. AB ile yüz yüze görüşmeye hazır olduğu halde, ön koşul olarak ayrılık şartı uygun bir adım değil. İngiliz hükümeti, Hayırlı Cuma Anlaşması'nın getirdiği tehditle başa çıkmak için ikna edici bir alternatifi ortaya koymadığı sürece, AB geri adım atmaz.

Johnson'ın en etkili danışmanı ve Brexit kampanyasına liderlik eden Dominic Cummings, gerekli senaryoyu kurmuş gibi duruyor. Başbakan, 31 Ekim'den önce seçim çağrısı yapabileceğini, ancak tercih önceliğinin 31 Ekim'den sonra olacağını söylerken, AB'den ayrılmayı durduracak bir adımın olmayacağını belirtiyor.

Birleşik Krallık'ta yazılı bir anayasa yok, ancak sistem yazılı olmayan kurallara saygılı siyasi liderlere bağlı. Eğer Tory grubu sözleşmeleri parçaladıysa, muhalefet de yapabilir. Bu kritik süreçte, güvenoyu alamamış bir hükümetin, tartışmalı siyasi eylemleri ateşlemesine izin verilmemesi yapılması gereken en doğru şey olacaktır. Eğer Johnson bu şekilde ilerlemeye devam ederse, ülkeyi anayasal krize sokabilir.

Kaynak: Financial Times / Jonathan Powell