Amerikalı akademisyen, Washington-Beijing ilişkilerini yorumladı

Amerikalı akademisyen, Washington-Beijing ilişkilerini yorumladı

Modern tarihin önemli isimleri arasında geçen Tukidides, 30 yıl sürdükten sonra M.Ö 400 yılında sona eren Peleponez savaşının nedeni olarak Atina'nın yükselişinin Sparta'da yarattığı endişeyi gösterir. Tukidides'in bu tespiti yıllar sonra Amerika ve Çin arasındaki ilişkide gündeme gelmeye devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) sertlik yanlıları ticaret savaşları da dâhil olmak üzere Çin'e karşı her türlü önlemin alınmasını savunurken rasyonel akademisyenler ise Çin'in yükselişinin onu kaçınılmaz olarak ABD'nin düşmanı yapmayacağında ısrarcı. İş birliği çağrısı yapan Amerikalı akademisyenlerin başında gelen Jeffrey Sachs, Global Times'a verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu. Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Sachs ile yapılan mülakatı dikkatlerinize sunuyoruz:

Global Times (GT): ABD Başkanı Donald Trump, 12. ticaret müzakerelerinin ardından Çin'i 300 milyar dolar değerindeki ithalat ürününe yüzde 10 ek vergi uygulamakla tehdit etti. Sizce ABD, Çin'e karşı neden yeniden gümrük vergisi silahına sarıldı? ABD'nin Çin ile süren müzakerelerdeki değişken tavrını nasıl yorumluyorsunuz?

Sachs: Burada iki temel mesele var. Bunlardan ilki, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki muhafazakârların Çin'in yükselişinden duyduğu kaygı. Bu nedenle Trump'ın Çin'i engellemeyi hedef edinen politikası sertlik yanlısı kanat içinde oldukça popüler. İkinci durum ise Trump'ın kendisiyle ilgili. Trump, istikrarlı bir adam değil ve sorumlu liderlik mizacı onda yok.

GT: Süregelen ticaret savaşları göz önüne alındığında ABD'nin Çin'e karşı uyguladığı maksimum baskı politikası sizce işe yarıyor mu?

Sachs: Baskı arzu edilen sonucu vermeyecek. Maksimum baskı sadece Çin'e değil aynı zamanda Amerika'ya ve dünyanın istikrarına da zarar verecek. En büyük risk ise iki ülkenin birbirine düşman hale gelmesi. Bu oldukça trajik ve çok tehlikeli bir durum.

GT: ABD'nin Çin'e karşı başlattığı ticaret savaşı bir yılı geride bıraktı. ABD, Trump'ın iddia ettiği gibi ticaret savaşından fayda sağladı mı? Ticaret savaşı Amerika'yı ve Amerikalıları nasıl etkiledi?

Sachs: Ticaret savaşından kimse faydalanmadı. Trump, Çin'in kaybını Amerika'nın kazancı olarak değerlendiriyor. Bu bakış açısı temelde yanlış ve riskli.

GT: ABD'nin ekonomik sorunlarının kaynağında Çin'in olmadığını söylediniz. Buna karşın Çin, ABD'nin ekonomik problemlerinin günah keçisi haline getirildi? Neden böyle bir durum ortaya çıktı?

Sachs: Amerika, Çin'den korkuyor. Amerika, 1980'li yıllarda da müttefiki olmasına rağmen Japonya'dan da endişe eder hale gelmişti. Bu korku ahmakçaydı ama Amerika, Japonya'ya karşı düşmanca bir ticaret politikası izlemeye başlamıştı. Amerika, rakiplerine karşı benzer bir strateji izliyor. Burada yeni olan çok az şey var. Bu siyaset safça ve Amerika'ya yanlış bir yöne sürüklüyor.

GT: Sertlik yanlıları Çin'in "düşman" olarak tanımlanmasını ve ekonomi, teknoloji gibi alanlarda kuşatılmasını öneriyor. İkili ilişkiler sizce nereye gidiyor? Sizin gibi ılımlı ve rasyonel seslerin ilişkileri yeniden sağlıklı bir zemine oturtma şansı var mı?

Sachs: ABD'de bir paranoyaklığa meyilli bir ülkedir. Zamanında Rusya hakkında bir paranoyamız bizi uzun ve tehlikeli bir Soğuk Savaş'a sürükledi. ABD'nin benzer şekilde İran hakkında da paranoyası var. Çin hakkında bu bakış açısı kısa vadede daha sertleşecek gibi. Umuyorum, 2020 senesinde sorumlu bir ABD başkanı seçilir. Bu sayede, gerçek meselelerde iş birliğine ve müzakereye dayanan bir yol inşa edilebilir.

GT: ABD neden Çin'in yükselişinden endişe ediyor? Çin yükselişi kaçınılmaz olarak onu ABD'nin düşmanı mı yapar? Kimileri iki büyük gücün savaşmasının kaçılmaz olduğunu söylüyor?

Sachs: Elbette, Çin kaçınılmaz bir düşman değil. Çin ve Amerika'nın barış, çevre ve küresel ekonomi için iş birliği yapmasına ihtiyacı var. Bu iki güce Avrupa ve Afrika Birliği'nin eklemlenmesi dünyanın koşullarını iyileştirecektir.

GT: Geleceğe baktığınız zaman iki sorumlu güç olan Çin ve ABD'nin nasıl bir ilişki tesis etmesi gerektiğini düşüyorsunuz?

Sachs: Bununla ilgili daha önce bir kitap yazdım. İhtiyacımız olan dünya Birleşmiş Milletler'e dayanan, komşular ve bölgeler arasında güçlü bir iş birliğini esas alan Amerika, Avrupa Birliği, Afrika Birliği, Güney ve Doğu Asya ile ASEAN yer aldığı tek bir sistemdir. Umuyorum Çin, Japonya ve Kore Cumhuriyeti (Güney Kore) ilişkilerini daha güvenilir ve dostane hale getirerek dünya barışına katkıda bulunacak. 21. yüzyılda dünyada tek bir hegemon güç olmayacak ve olmamalı da. 21 yüzyılın tek sahibi Amerika, Çin ya da herhangi bir ülke değildir. Tüm ülkeler Birleşmiş Milletler çatısı altında iş birliği yapmalıdır. Bu fikirlerimi Columbia Üniversitesi yayınları tarafından Şubat 2018'de basılan Yeni Dış Politika isimli kitabımda ifade ettim.

Kaynak: Global Times

Giriş ve ara başlıklar: CRI Türk