Almanya büyüme modelinin geleceği kolay olmayacak

Almanya büyüme modelinin geleceği kolay olmayacak

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen ay Berlin'de düzenlenen Batı Balkan Zirvesi'nde, "Alman büyüme modeli belki seyrini sürdürecek." yorumunda bulundu. Bunun bir Fransız Cumhurbaşkanı'ndan gelen oldukça olağanüstü bir ifade olduğunu düşünüyorum. Fransız-Alman ilişkilerinde açıkça farklı bir aşamaya giriyoruz.

Alman büyüme modelinin ölümü mutlaka bir felaket olmaz. Her şey yolunda giderse, Alman rekabet gücünün yavaşça aşınması, avro bölgesindeki ekonomik duraksamayı tetikleyen tesadüf bir kaza olabilir. Fakat her zaman her şeyin yolunda gitmediği bir kıtada, durum oldukça farklı olabilirdi.

Alman modelinin iki etkileşimli bileşeni vardır; "Teknolojik ve makroekonomik". Almanya, geçmişin büyük icatlarından yararlanıyor ve birçok özel mühendislik disiplininde pazar liderliğini korumayı başardı. Almanya, modelini ayrıntılı bir altyapı ile destekledi becerilere dayalı, teknik eğitimden yüksek teknolojiye, uygulamalı araştırma enstitülerine ve endüstri dostu hükümet politikalarına kadar endüstriyel bir strateji izledi.

Alman endüstrisine bir başka yaşam arzusu veren şey, küreselleşmenin Alman makinelerine olan talebi arttırması ve bunun küresel tedarik zincirlerine entegre olmasıydı. Alman ekonomik modelinin on yıl önce ölümünü öngördüğümde tedarik zinciri etkisini görmediğimi itiraf ediyorum.

Büyüme modelinin ömrünü daha da uzatacak yeni trendler olabilir ancak Macron nihayetinde haklı olabilir. Akıllıca eklediği gibi "belki" de bitecek.

Bu gelişmeyi beklememin nedeni, analog çağın dünya şampiyonunun dijitalleşme ile mücadele ediyor olmasıdır. Alman otomobil endüstrisi, şu anda ABD ve Çin'de bulunan elektrik pillerinin teknolojisini yakalamaya çalışıyor. Almanya aynı zamanda sürücüsüz otomobil araştırmalarında yetişmeye çalışıyor. Pek çok düzeyde, 21. yüzyıla geçiş yapamadı. En değerli on Alman markasından biri olan SAP yazılım şirketi, 1972 yılında kuruldu. Son büyük endüstriyel başarı öyküsü neredeyse yarım asırlık.

Grand koalisyon şu anda tüm borçlardan kurtulacak bir yörüngede. Olası bir büyüme düşüşü durumunda iyi huylu senaryo, Avrupa ülkelerinin birleşerek avro bölgesindeki dış yatırımlara olan bağımlılığın azaltılması ve çok daha yaygın ortak bir ekonomik kimliğin geliştirilmesi ön planda olacak.

Bahsedilen senaryo ise olmayacak. Neredeyse her hafta kendimi yazarken bulduğum güvenli bir avro bölgesi varlığı, ekonomik ve finansal istikrardan ziyade Euroyu jeopolitik bir araç olarak kullanabilme yeteneğine doğru sürüklenecek.

İyi huylu olmayan senaryoda ise, Avrupa Birliği'ne üye devletler birbirlerine karşı algılanan rekabet avantajlarını en üst düzeye çıkarma yoluna gidecek. Avro bölgesinde dengesizlikler genişliyor ve finansal sistemler krizlere yatkın olmaya devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi artık "ne gerekiyorsa" yapacak ancak orada olmayacak.

İçgüdülerim, Almanya'nın mevcut büyüme modelini kolayca devam ettiremeyeceği yönünde. Macron analizinde kesinlikle haklı. Ancak daha ilginç olan soru, "Macron Fransa'yı nerede bıraktı?"

Kaynak: Financial Times - Wolfgang Münchau