Afrika'da en sevilen ABD başkanı neden George W. Bush?

Afrika'da en sevilen ABD başkanı neden George W. Bush?

Afrika'daki en popüler Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Kenyalı bir babaya sahip olan Barack Obama değil. Aynı zamanda, Afrika kökenli Amerikalılardan aldığı yüksek desteğe rağmen Bill Clinton da değil. Bazı araştırmalara göre, ABD'nin Afrika'da en saygın Başkanı George W. Bush.

İşin altında 2003 yılında başlayan ve yaklaşık 50 ülkeyi kapsayan President'sEmergency Plan for AIDS Relief(PEPFAR) programı var. Antiretroviral ilaçlar sağlayarak, çoğunlukla Afrika'da HIV-AIDS ile savaşan 13 milyon kişinin hayatı bu program ile kurtarıldı. Bugüne kadar 80 milyar dolara mal olan bu program aynı zamanda bazı 2,2 milyon çocuğu annelerinden gelebilecek hastalıklara karşı korudu. Bush'un kendisinin de söylediği gibi, ahlaki olarak yapılacak en doğru şeydi ve Afrika kıtasında yeni dostlar kazanıldı.

Malavi'nin eski Başkanı Joyce Banda geçen hafta yaptığı bir açıklamada, "Ayağa kalkıp. 'Bunu yapacağım' diyen Başkan Bush'du. PEPFAR yüzünden, Bush benim için en iyi ABD Başkanı." ifadelerine yer verdi.

Bazı kalkınma yardımlarından farklı olarak, PEPFAR gözle görülür biçimde büyük bir etkiye sahipti. Bugün, AIDS'e yol açan HIV virüsü ile yaşayan 37 milyon insan var. PEPFAR ile 23,3 milyon insanda bulunan virüs antiretroviral ilaçlar ile kontrol altına alınmış durumda.

Enfeksiyon oranları hâlâ yüksek olmasına rağmen keskin bir şekilde düşmüştür. Doğu Afrika'nın en çok etkilenen ülkesi olan Kenya'daki HIV enfeksiyonu oranı, PEPFAR ile yüzde 14'lerden yüzde 5'e düştü. AIDS salgınının başlangıcında ciddi bir şekilde azalan kıta nüfusu, güçlü bir şekilde tekrar artmaya başladı. Bu durum çalışan genç nüfus sağlını dengeleyerek ekonomiye katkılarda bulunurken, geçen yıl dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinde altı Afrika ülkesi yerini aldı.

Bush'un planının etkisini anlamak için, küresel AIDS salgını patladığında 2000'lerin başlarına dönmek gerekiyor. Afrika'nın AIDS virüsünün aşırı yaygın olduğu yıllarda 20 milyon insan hastalığın pençesinde mücadele veriyordu. Antiretroviral ilaçlar sayesinde yaklaşık 11 bin insan AIDS komplikasyonlarından kurtularak tekrar yaşama bağlandı. İşte bu mucizeye "Lazarus etkisi" adı verilmişti. Ne yazık ki, mucize 20,000 dolarlık bir fiyata sahipti. İlaç firmaları büyük bir baskı altında olsa bile fiyat değişmiyordu ve Afrikalıların büyük çoğunluğu için bu mucize ilacı satın almak çok zordu.

Başkan, Ulusal Sağlık Enstitüsü'nde AIDS uzmanı olan Dr. Anthony Fauci'den hastalıkla mücadelede dönüm yaratacak bir şey yapması için talimat vererek bütçe hazırlattı. 500 milyon dolarlık bütçeye mal olacak bütçe Kongre tarafından da desteklenince beş yıl boyunca hastalıkla mücadele için 15 milyar dolara yakın bütçe harcandı. Ve sonuçta PEPFAR doğmuştu.

Kısa bir dönemin ardından Başkan Bush'un eşi Laura Bush'tan gelen açıklama "Nevirapine" adı verilen ilacın annelerden çocuklara emzirme yolu ile geçecek enfeksiyonların engellenebileceğini duyurdu.

Bugün iki şey, kaydedilen ilerlemeyi tehdit ediyor. Birincisi, hastalıkla etkin savaşta gevşeme unsuru. Hastalığın tamamen kontrol alındığını zannedip kesin müdahaleler yerinde gerçekleşmezse ilerleyen dönemlerde dünyanın her yerinden artan enfeksiyon haberleri alınabilir. İkincisi,PEPFAR'ın fon problemi. Başkan Obama, bütçeyi azaltmayı öneren ilk kişi oldu. Donald Trump ise, yüzde 20 civarında bir kesim yapılmasını istedi ancak şimdiye kadar, Kongre bu isteklere "hayır" dedi.

Kaynak: Financial Times / David Pilling