ABD'nin Don Kişot'u utandıracak “hırsızlık teorisi”

ABD'nin Don Kişot'u utandıracak “hırsızlık teorisi”

Bazı Amerikalı politikacılar, son zamanlarda Çin-ABD ticaret anlaşmazlıkları ile ilgili konuşurken Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'yi, herkesin saldırmak ve yararlanmak istediği "kumbara" olarak tanımladılar. Bu tür açıklamalar, kurgusal fantezist İspanyol asilzade Don Kişot'a uygun bir aldatmacadan çok temel bir genel ekonomik bilgi eksikliğini yansıtır.

Piyasalar kanunu, alıcı ile satıcı kendi isteğiyle bir anlaşma yaparsa, işletmenin karşılıklı olarak yararlanması gerektiğini kanıtlamıştır. Aynı şey Çin-ABD ekonomik ve ticari iş birliği için de geçerlidir. Yıllar boyu hem Çin hem de ABD, tamamlayıcı iş birliği ve karşılıklı değiş tokuşlar yoluyla çok büyük ekonomik fayda elde etti. Çin, iç piyasadaki arz açığını kapatmak için çok miktarda makine, elektronik ve tarımsal ürün satın aldı. ABD ise kendi ekonomik büyümesine, tüketici refahına ve sınai gelişmesine fayda sağlayan sınır ötesi yatırımlar kazanarak pazar fırsatlarını genişletti. Ancak Washington tüm bu gerçeklere gözlerini yumdu. Bunun yerine, Çin'i Amerika'nın teknolojilerini, işlerini ve sermayesini çaldığını iddia ederek haksız yere suçladı ve Çin'i şeytanlaştırmaya çalışarak artan tarife kullanımlarını gizlemeye çalıştı.

İstatistikler, ABD'nin Çin pazarına erişiminden büyük ölçüde kazanç sağladığını gösteriyor. 2017'de Çin'in ABD'ye ödediği telif ücreti, Çin'in diğer ülkelere ödediği toplam fikri mülkiyet ücretlerinin dörtte birini karşılayan 7,13 milyar ABD dolarına ulaştı. ABD tarafından finanse edilen işletmelerin yıllık satış geliri 700 milyar ABD doları ve bunun 50 milyar doları da kâr. ABD'nin Çin'e mal ihracatı 2008'den 2017'ye %86 artarken, ABD'nin diğer pazarlara ihracatı ise % 21 arttı. Seyahat, ulaşım, fikri mülkiyet ve sigorta sektörlerinde hizmet ihracatı söz konusu olduğunda, ABD'nin büyük bir ticaret fazlası bulunuyor. ABD mal ve hizmetleri, Çin pazarından yalnızca büyük bir pay almamış, aynı zamanda çok büyük kârlar elde etmiştir. Ancak yine de bazı ABD'li politikacılar temelsiz karşı suçlamalar yapmaya devam ediyor. Onlar ya zayıf matematikçiler ya da sadece avantaj elde etmek için kurban rolünü oynuyorlar.

Dünya ticaretinin % 70'inden fazlası ABD Doları ile ödeniyor. Bu dolar hegemonyası, ülkenin her yıl trilyonlarca dolarlık imtiyaz kazanmasını sağlıyor. ABD, geri dönüşleri bastırarak ve dünyanın dört bir yanından borç alarak, diğer ülkelerin ekonomilerinden sürekli faydalanıyor. Dünya toplamının % 4,4'ünü oluşturan nüfusu, dünya mallarının % 22'sini tüketiyor. Kritik Amerikan politikacıları, neden bu gerçekler hakkında tek bir söz söylemiyor?

ABD'de Çin aleyhine yapılan hırsızlık suçlaması ile ilgili hiçbir gerçek bulunmuyor. Bu tutum, ABD'nin kendi zorluklarıyla başa çıkamadığını gösteriyor. Ünlü Amerikalı iktisatçı Stephen Roach, "Amerika'nın Çin'i 'günah keçisi' ilan etmesi Don Kişot'u utandıracak. Çatışmanın sıfır toplamlı görüntüsü ile karşılıklı başarının kazan-kazan sonucu arasındaki karşıtlığı ABD-Çin ilişkisindeki gerginliklerin anlaşılmasında ve nihayetinde çözülmesinde büyük önem taşıyor." dedi.

Eski ABD Hazine Sekreteri Larry Summers ise bazı teknolojilerde Çinli şirketlerin liderliğinin ABD'den kopyalanması ile ilgili olmadığını söyledi. Bunun temel bilim alanındaki dev devlet yatırımlarından faydalanan müthiş girişimcilerden ve bilim ile teknolojiye yoğunlaşan mükemmellik ayrıcalıklı bir eğitim sisteminden geldiğini bildirdi. Trump yönetimini de "Teknolojik liderliği sürdürmedeki asıl yaklaşımın Çin'i tutmaya çalışmaktan değil, teknolojik olarak liderlik etmekten geçtiği" yönünde uyardı.

Çin'in son 40 yılda hayranlık uyandıran başarıları, çalmak veya ihbar etmekle değil, yaratıcı, çalışkan, birleştirici ve hayal etmeye cesaret sahibi olan insanlar tarafından yapıldı. Bunlar, reformları değişmez biçimde teşvik eden ve pazarını büyük cesaretle açan bir ulusun başarısıdır. Bazı ABD politikacılarının kullandığı "hırsızlık teorisi" dünyanın geri kalanını aldatamayacağı gibi Çin'in gelişme hızını da durduramayacak.