ABD ve İngiltere'de “Demokrasi” Krizi

ABD ve İngiltere'de “Demokrasi” Krizi

Bundan bir yıl sonraki dünyayı hayal edin: Donald Trump, muhtemelen kaybedeceği bir başkanlık seçimine girecek. Atlantik'in diğer ucunda İngiltere, AB'den ayrılığıyla İrlanda'da büyük çatışmalara nokta koymuş olan Hayırlı Cuma Anlaşması'nın çöküşüyle mücadele ediyor olacak.

Gerçek duvarları dikme konusunda İngiltere ABD'den önde bile olabilir. Bu tehlikeli gerçek, 2016 yılında Brexit bombasının Trump'ın başkanlık seçimlerini kazanmasından dört ay önce patlamasından bu yana geçerli.

Bu durumda kakistokrasiye (en niteliksiz vatandaşların hükümeti oluşturduğu yönetim biçimi) en yakın ülke yarışında ABD'nin ikinci sırada yer alması gerektiğini söylemek gerekir.

Elbette olaylar bu durumların tam tersi biçiminde de gerçekleşebilir. Örneğin İngiltere yumuşak bir Brexit tasarlayabilir veya bir şekilde AB'de kalmaya devam edebilir. Bu ihtimallerin olması halinde İrlanda sınırı açık kalır ve sınırın iki yanında da barış hüküm sürmeye devam eder.

Bu arada Trump'ın 2020 seçimlerinde dünyayı sarsacak bir zafer kazanması da ihtimaller arasında. Çoğu küresel vatandaş bunun tam tersi olmasını tercih eder çünkü Amerika hapşırdığında dünyanın geri kalanı üşütüyor. Dört yıllık bir Trump iktidarı demek dünyanın zatürre olması anlamına gelir. İngiltere durumunda ise ülkenin kendisine verdiği zarar, İrlanda hariç çoğunlukla yerel bir meseledir. Yani ABD durumunun tersine İngiltere bir uçurumdan geçse bile dünyanın çoğu hayatını eskisi gibi sürdürür.

Mevcut yolda ilerlemesi halinde İngiltere'nin geleceği belirsiz görünüyor. ABD ile İngiltere durumundaki büyük fark şu ki, İngiltere'nin durumu kalıcı olacak ama Trump maksimum altı ay devletin başında kalacak. Amerika'nın kendisine vereceği zarar ne olursa olsun, her şey bir sonraki seçimde ters yüz edilebilir. Öte yandan İngiltere, aşağı doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Sert bir Brexit İskoç bağımsızlığına, İrlanda'nın birleşmesi referandumuna ve "Kalanlar" ile "Gidenler" arasında sonsuza dek sürecek bir İngiliz siyasetine yol açabilir. 

ABD seçmeni sıradaki seçimde Trump ile Demokratların adayı arasında bir seçim yapacak. Oysa İngiltere için aynı şey söylenemez. İngiltere'nin (Avrupa ile ilişkileri) geleceği meselesinde İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn seçmenini yeniden düşünme şansından yoksun bırakıyor.

Corbyn gizli bir Brexit destekçisi. Ayrıca, Venezuela'da Nicolás Maduro'nun açık bir destekçisi ve Avrupa sonrası İngiltere'nin karşılayabileceği bir sosyalizm ihtimalinin hayranı.

Siyasi Kriz "Demokrasi"yi Sorgulatıyor

Bir ülkeyi daha niteliksiz kişilerin yönetmesiyle ilgili bir kıstas yok: Boris Johnson veya Trump. Ama bunu karşılayan bir sözcük var: "Kakistokrasi."

İngiltere, bununla ilgili olarak çamura ABD'den daha çok batmış durumda. İkincisi federal bir sisteme sahip olacak kadar şanslı. Eyalet valileri ve büyükşehir belediye başkanları, Washington'un toksik politikalarından uzakta birçok etkili şey yapıyor. Öte yandan İngiltere, dünyadaki en merkezi demokrasi. Politika zehirlendiğinde çok az sayıda emniyet supabı bulunur. Bu nedenle İngiltere'de İşçi Partisi'nin durumu böyle bir kaygıya yol açıyor. Demokrasi iyi çalıştığında olanaklar sunar. İkinci sınıf bir fast-food gibi, İngiltere'nin seçenekleri de iyi değil. Ne sipariş ederseniz edin aynı yağlı patates kızartması ile birlikte gelecektir.

Amerikan solu şimdilik Corbynizm'in siren şarkısından kaçınıyor. 29 yaşındaki Demokrat kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez bu hafta Corbyn ile telefonda konuştuğunu açıkladı. Bunun ardından ortaya çıkan küçük panik bile ABD liberallerinin hangi tuzaklardan kaçınacaklarını gayet iyi bildiklerini göstermek için yeterli bir kanıttı.

Demokratlar "sosyalist" olmaktan bahsettiklerinde, Trump onları markalamakta gayet hızlı olduğu için, bu merkez sağ hükümetlerin Avrupa'da desteklediği şeyler anlamına geliyor. Bunlar arasında evrensel sağlık sigortası, tekellerin zor bir şekilde düzenlenmesi ve ilerici bir sert vergilendirmeyi sayabiliriz yani Venezuela'dan bahsetmiyorlar. Bu tezat bile ABD demokrasisinin göreceli sağlığı konusunda tek başına umut vermek için yeterli fakat böbürlenmeye gerek yok. İngiltere senden daha kötüye giden tek büyük demokrasi ise yapılacak en iyi şey, sakinleşmek ve konuyu değiştirmektir.

Kaynak: Financial Times - Edward Luce